


DIY Conspiracy, DIY punk dünyasındaki birçok insanın röportajlar, incelemeler veya sahne raporları aracılığıyla öyle ya da böyle yolunun kesiştiği o köklü projelerden biri haline geldi. Zamanla, tek bir webzine olmanın ötesine geçerek farklı coğrafyalardaki yeraltı sahnelerinin yaşayan bir arşivi hissini vermeye başladı. Bunun yanı sıra, DIY Solidarity gibi girişimler de sadece belgelemekle kalmayıp doğrudan destek sunarak projeye bambaşka bir boyut kazandırdı. Bu sohbeti gerçekleştirmekten ve perde arkasında her şeyin nasıl işlediğini sizden dinlemekten dolayı çok mutluyuz!
Bu röportajı kabul ettiğiniz için çok teşekkür ederiz!
DIY Conspiracy, uzun yıllardır aktif bir şekilde çok çeşitli incelemeler, röportajlar ve yeraltı sahnesine dair yazılar yayınlıyor. Her şey en başta nasıl başladı? O dönemde neye karşı duruyordunuz ya da neyi yaratmaya çalışıyordunuz?
Mittens XVX: DIY Conspiracy, 2005 civarında Bulgaristan’daki birkaç hardcore punk gençle birlikte başladı. Çoğumuz ya zaten basılı fanzinler çıkarıyorduk ya da yeni bir tane çıkarmak istiyorduk. O zamanlar internet hâlâ gerçekten çok eğlenceli hissettiriyordu, biz de tüm bu bilgileri bir araya getirebileceğimiz bir web sitesi kurmak istedik. Albüm haberleri, gruplar, fanzinler, albüm incelemeleri, bir indirme bölümü, yaklaşan konserlerin bilgileri ve işe yarar ne varsa.
Aynı zamanda 11 Eylül sonrası dönemdi, George W. Bush’un Irak’taki savaşı sürüyordu. Savaş yüzünden dolar değer kaybettiği için ABD’den posta yoluyla albüm ve fanzin sipariş etmek bizim için birdenbire nispeten ucuz ve ulaşılabilir hale gelmişti. Profane Existence, Inside Front ve HeartattaCk sayılarını toplamaya o dönemde başladım. Bana en çok ilham veren fanzinler onlardı; ben de aynı müzikal ve politik çizgide röportajlar ve albüm incelemeleri yapmak istiyordum.
İngilizce olmayan tonlarca fanzin de dahil olmak üzere başka büyük ilham kaynakları da vardı. Ayrıca Lük Haas ve Yann Boislève gibi isimler bana punk’ın ruhunun gerçekten uluslararası olduğunu göstermişti. Başlangıçta site Bulgarcaydı ama sonra ziyaretçilerin büyük bir kısmının yurt dışından geldiğini ve insanların siteyi çeviri araçlarıyla okuduğunu fark ettik. Sonrasında Angel siteyi yeniden tasarlama ve daha uluslararası bir odakla İngilizceye geçirme fikrini ortaya attı. Daha önce birçok farklı alan adı değiştirdikten sonra diyconspiracy.net domain'ini aldık, site İngilizce olarak devam etti ve o günden beri de öyle kaldı.
Bu arada, aynı dönemlerde İtalya'da da DIY Conspiracy adında bir plak şirketi olduğu ortaya çıktı ama sanırım uzun süredir aktif değiller. En başından beri tek istediğimiz; hardcore punk sahnesinin uluslararası, küresel, DIY, anti-ticari ve belki biraz daha politik yönünü göstermekti.

Bugün bakıldığında DIY Conspiracy sadece bir webzine olmanın ötesinde hissettiriyor. Aynı zamanda bir arşiv, bir ağ ve farklı sahneler için bir referans noktası işlevi görüyor. Siz kişisel olarak şu anki konumunu nasıl tanımlıyorsunuz?
Mittens XVX: Evet, bu konuda haklısın. Ekibimizde gerçekten çok iyi gruplarda çalan müzisyen yazarlarımız ve katkı sağlayanlarımız var; ancak ben hiçbir zaman bir müzisyen olmadım ve müziği o teknik yönüyle anlamam. Okulda ve üniversitede her zaman daha çok tarih meraklısı bir tiptim, sanırım bu durum incelemelerime ve yazılarıma da yansıyor. Muhtemelen daha çok tarihçi ya da arşivci karakterde bir insanım ve DIY Conspiracy’nin bu yönü benim için gerçekten çok önemli.
Şu anda DIY Conspiracy’deki tüm makalelerin indekslerini oluşturmak üzerinde çalışıyorum; böylece insanlar sitede grup adına, çıkış yılına, köken aldığı yere ve alt türe göre gezinebilecekler. Bunu yapabilmek için sitedeki 1500’den fazla makalenin tamamı için özel sınıflandırmalar oluşturmamız gerekiyor, bu da çok fazla zaman ve emek alıyor. Planımız bunu 2026’nın sonuna kadar bitirmek. Bu tamamlandığında, site gerçekten tüm bu grupları, incelemeleri, röportajları ve sahneleri özel etiketlerle sınıflandırılmış olarak bulabileceğiniz bir arşiv gibi hissettirecek. Ayrıca insanların internette arattığı bazı tuhaf terimlerin ve alt türlerin açıklamalarını içeren bir punk sözlüğü de hazırlıyoruz.
Sosyal medya algoritmaları, her yeri saran yapay zeka çöplüğü ve bir arama motoru olarak Google’ın tamamen rezilleşip yozlaşması göz önüne alındığında, bu tür işlevleri doğrudan sitenin içine inşa etmenin gerçekten çok önemli olduğunu düşünüyorum. Ayrıca eski usul bir forum da açtık, gerçi şimdilik sadece birkaç kişi yazıyor. DIY Conspiracy aşağı yukarı standart bir webzine sayılır ama ben onu aynı zamanda bir arşiv, bir sürü yeni punk müziği duyabileceğiniz bir yer ve benzer işler yapan ya da tamamen farklı olan diğer DIY punk projeleriyle dayanışma kurup onları büyütmenin bir yolu olarak görüyorum.
Bir grup ya da proje genellikle ne şekilde dikkatinizi çekiyor, içeriğe nasıl karar veriyorsunuz?
Mittens XVX: Her yazarın kendine göre bir tarafı veya önceliği olduğunu söylemek sanırım yanlış olmaz. Bir süre önce, Maximumrocknroll fanzininin inceleme süreçlerini koordine etmeye de yardım eden The Dissidents grubundan Rachel ile bir sohbetimiz olmuştu. Onun dikkat çektiği nokta; iyi ya da kötü her türlü punk müziği ve yeni çıkan albümü yazan, eleştiri yapmaya hatta kötü incelemeler yayınlamaya hâlâ gönüllü olan pek fazla webzine kalmadığıydı.
Bugün çoğu punk yazarı, kendi kişisel beğenilerine göre seçki listeleri hazırladıkları ve sadece hoşlarına giden şeyleri inceledikleri kendi mecralarına sahip gibi görünüyor. Genellikle arkadaşlarının grupları ya da halihazırda sevdikleri albümler ve türler hakkında yazıyorlar; bunda yanlış bir şey de yok. Şahsen ben bu iki yaklaşım arasında bir denge bulmaya çalışıyorum. Doğal olarak ilgimi çeken şeyler hakkında yazıyorum ama aynı zamanda normalde tarzım olmayan ya da konfor alanımın dışına taşan albümlere de yer vermeye çalışıyorum.
Bazen piyasaya çıkan yeni müziklerin yoğunluğu karşısında tamamen boğulmuş hissediyorum ve yazmak için her zaman motivasyon bulamıyorum. Ama öyle anlarda bile yazının işe yarar bir şey olmasına gayret ediyorum. Bir şey tam olarak sizin tarzınız olmasa bile, grubun geçmişi hakkında birkaç kelime edebilir, müziğin türü, hissettirdiği duygu, kayıt kalitesi, etkilendiği isimler ve şarkı sözlerinin ne hakkında olduğu üzerinden tanımlayabilirsiniz. Ayrıca araya biraz eleştiri ve kişisel görüş katmak için illa her şeye muhalif bir tip olmanıza da gerek yok.
Daha önce de belirttiğim gibi, HeartattaCk en sevdiğim fanzinlerden biriydi ve Kent McClard’ın barkodlu albümleri incelememe politikası beni gerçekten çok etkilemişti. Birçok insan bunu muhtemelen hardline bir duruş ya da düpedüz saçmalık olarak gördü ama bence yaptığı açıklama son derece mantıklı. Onun için bu, net ve nesnel bir sınır çizme çabasıydı. Bir albümün ya barkodu vardı ya da yoktu; dolayısıyla karar kişisel zevklere, arkadaşlıklara, yaratılan suni gündemlere ya da tek bir kişinin punk’ın ne olması gerektiğine dair fikirlerine dayanmıyordu. Kusursuz bir yöntem değildi ve diğer tüm punk fanzinlerinin de aynı kurala uyması gerektiğini hiçbir zaman savunmadı ama buradaki amaç, hardcore sahnesini ulaşılabilir bir topluluk olarak korumaktı.
Elbette bugün aynı kuralı birebir DIY Conspiracy için uygulayamam ama bu konu üzerine hâlâ çok düşünüyorum. Örneğin, sadece Spotify’da var olan bir albümü incelemem; gerçi Bandcamp’te veya daha erişilebilir diğer platformlarda da mevcut olduğu sürece Spotify’da olan pek pek çok albümü de inceliyoruz. Genel olarak ya benim politik görüşlerimle uyuşan, ya daha dezavantajlı coğrafyalardan gelen ya da yazmaya değer bulduğum bir şeyler yapan gruplara odaklanma eğilimindeyim. Ayrıca, tonlarca basın bülteni gönderen ve zaten diğer tüm web siteleri tarafından halihazırda yazılıp çizilen, özellikle tamamı cis-white-het üyelerden oluşan ABD'li gruplara öncelik verme ihtiyacı da pek hissetmiyorum.

DIY medyası genellikle gözlem yapmak ile sürece dahil olmak arasında bir yerde durur. Siz DIY Conspiracy’yi sahneleri dışarıdan belgeleyen bir mecra olarak mı görüyorsunuz, yoksa onları aktif olarak şekillendiren bir parçası olarak mı?
Mittens XVX: Her zaman "punklar için, punklar tarafından" olabilmesini gerçekten çok isterdim; ancak dünyanın öbür ucundan, canlı ortamda hiç izlemediğiniz ve şarkı sözlerini internetteki çeviri araçlarıyla çevirmek zorunda kaldığınız bir grup hakkında yazarken bir şeyleri "dışarıdan" belgelememek elde değil.
Bana göre bunun çözümü, farklı kıtalardan ve bölgelerden, kendi yerel sahnelerini destekleyen ve olaylara daha içeriden, yerel bir perspektifle yaklaşabilen daha fazla yazarla çalışmak. Bununla birlikte, daha sonra daha büyük plak şirketleriyle anlaşıp çok daha popüler hale gelen grupların demoları ve ilk albümleri hakkında yazan ilk mecralardan biri de biz olduk. Bir gazetecinin ya da bir "dışarıdan birinin" yer altından bir grup hakkında yazmasını veya kendilerince "egzotik" sayılabilecek yerlerde aktif DIY punk sahneleri olduğunu keşfetmesini kötü bir şey olarak görmüyorum; fakat bizim için bu sahneler hakkında yazmak olağanüstü ya da sıra dışı bir durum değil. DIY Conspiracy’nin temel amaçlarından biri de zaten yeterince temsil edilmeyen bu sahnelere bir platform sunmak.
İşin şekillendirme kısmına gelirsek, bunu daha küçük ama istikrarlı adımlarla başardığımızı düşünüyorum. Şirket CEO'sunun yapay zeka ve askeri teknolojilere yaptığı yatırımlar daha geniş çapta tartışılmaya başlanmadan çok uzun yıllar önce Spotify’ı boykot etmeye başlamıştık; şimdiyse aktif olarak Bandcamp alternatiflerini ve insanların bugün müziği ya da "içeriği" tüketme biçimlerini dönüştürecek yolları zorluyoruz. Ayrıca insanların DIY Conspiracy’ye saygı duymasının nedeninin, işe yarar incelemeler yazmaya, insanlara okuduktan sonra yeni bir şeyler katacak nitelikli makaleler ve röportajlar yayınlamaya çalışmamız olduğunu düşünüyorum.
Ve elbette bu işe emek veren daha pek çok harika insan ve proje var: Kendi web siteleri, Fediverse sunucuları ve #AllPunksLeaveMeta kampanyalarıyla The Counterforce; tüm dünyaya yayılan Ask A Punk takvim listeleri; DoDIY.org web sitesi ya da muazzam bir radyo programı olan It’s All About Punk Show gibi... Dolayısıyla ben DIY Conspiracy’yi hem bir belgeleme hem de bir katılım süreci olarak görüyorum. Bir yandan gözlemliyor, arşivliyor ve bir şeyler hakkında yazıyoruz; diğer yandan da DIY punk’ı o bildik kurumsal platformların dışında görünür, bağlantıda ve aktif tutmaya çalışan daha geniş bir ağın parçası olarak hareket ediyoruz.

DIY Solidarity, DIY girişimlerine küçük hibeler dağıtarak projeye başka bir boyut kazandırıyor. Bu fikir nasıl ortaya çıktı ve DIY kültürü içindeki hangi boşluğu doldurmaya çalışıyordunuz?
GK (DIY Solidarity ekibinden): Fikir, güçlü bir punk geçmişi olan ve kendisine miras kalan parayı paylaşmak isteyen bir arkadaşımızdan çıktı. DIY Conspiracy, böyle anlamlı bir projeyi hayata geçirmek için harika bir platform gibi görünüyordu; sitenin arkasındaki isimler de arkadaşlarımız olduğu için onlarla iletişime geçtik. Şansımıza onlar da bu fikre çok sıcak baktılar. Bunu nasıl yapabileceğimize dair farklı yolları tartıştık ve fonları küresel kuzeyden küresel güneye aktarmaya odaklanmanın gerçekten çok önemli olduğunu hissettik. Kapitalizm ve emperyalizmin (ki bunlar her zaman birbirine göbekten bağlıdır) yarattığı küresel adaletsizlikler muazzam boyutlarda ve bu durum bizim sahnelerimize de yansıyor. DIY Solidarity ile bunu tamamen düzeltemeyeceğimizin gayet farkındayız; ancak somut, maddi destek yoluyla küçük bir fark yaratabileceğimizi ve aynı zamanda küresel adaletsizlikler hakkında bir farkındalık oluşturabileceğimizi umuyoruz. Uzun vadede ise temel değişimi ancak tamamen farklı politik ve ekonomik sistemler ile toplumsal ilişkiler getirebilir.
Projeleri seçme ve destekleme söz konusu olduğunda DIY Solidarity pratikte nasıl işliyor? Özellikle kaynakların sınırlı olduğu bir DIY bağlamında bu kararlara hangi ilkeler yön veriyor?
GK: Küçük bir kolektifiz ama her üyemizin uluslararası alanda güçlü bağları var. Elimizdeki fonları nasıl dağıtacağımıza karar vermeden önce, başvuran projelere ya da en azından o projelerin yer aldığı bölgelere ve kültürlere aşina olan insanlara danışıyoruz. Temel ilkelerimiz; küresel güneye odaklanmak, güçlü bir topluluk boyutu taşıması (örneğin bir grubun bir sonraki turnesini veya albümünü fonlamak konusunda mesafeliyiz; bunun yerine kültürel alanları, topluluk merkezlerini veya yayıncılık projelerini desteklemeyi tercih ediyoruz) ve elbette DIY ruhunu taşımak. Web sitemizde de belirttiği gibi: "Devlet sponsorluğu, şirket sponsorluğu veya STK sponsorluğu yok."
Tüm bunları söylemişken, gelen tüm başvuruları derinlemesine inceleyecek imkanımız yok ve projeleri bir şekilde sıralamaya koymayı da imkansız buluyoruz. 2026 yılında yetmiş proje başvurdu. Özünde hepsi desteği hak ediyor; ancak elimizdeki sınırlı fonlarla, kayda değer miktarlar verebilmek için aralarından on veya on beş tanesini seçmek zorundayız. İlkelerimizi takip ediyoruz ama karar alma sürecinde her zaman öznel bir pay da olacaktır. Tekrar etmek gerekirse, desteği hak eden pek çok proje, elimizdeki toplam fon sınırlı olduğu için pay alamıyor. Fakat şimdiye kadar verdiğimiz paranın başka bir yerde daha iyi değerlendirilebileceğini hissettiğimiz tek bir proje bile olmadı. Fonladığımız projelerle iletişimde kalmaya devam ediyoruz ve şu ana kadar destek alanların hepsi harika işler çıkardı.

DIY Solidarity aracılığıyla gelen, sizde ayrı bir yer edinen ya da DIY altyapısı ve dayanışması hakkındaki düşüncelerinizi değiştiren belirli projeler veya başvurular oldu mu?
GK: Bu konuda sadece kendi adıma konuşabilirim. DIY Solidarity’nin, DIY altyapısı ve dayanışması hakkındaki düşüncelerimi çok fazla değiştirdiğini sanmıyorum. Şimdiye kadar bu süreçten çıkardığım tek şey şu oldu: "Lanet olsun, dışarıda ne kadar çok harika proje var, inanılmaz!" Yani bir şeyleri değiştirmekten ziyade, DIY ruhunun her zamanki gibi canlı ve büyüleyici olduğunun bir kez daha kanıtı oldu diyebilirim. Elbette proje sayesinde yeni arkadaşlar edindik ve yeni bağlar kurduk. Ve bir fırsat doğarsa, onlarla birlikte ortak işler de yapıyoruz. Belki bu röportaj da buna bir örnek sayılabilir, haha.
Hem bir webzine hem de bir dayanışma fonu yürütmek, sizi sadece DIY kültürünü belgeleyen değil, aynı zamanda onun içinde kaynakları yeniden dağıtan bir konuma yerleştiriyor. Yer altı sahnelerini ayakta tutmada kültürel belgeleme ile maddi destek arasındaki ilişkiyi nasıl görüyorsunuz?
Mittens XVX: DIY Conspiracy ile ilgili önemli bir nokta, web sitesinde reklam yayınlamamamız ve siteden para kazanmaya çalışmamamız. Özellikle Covid pandemisi döneminde, web sitesinin masraflarını kendi cebimizden ödemekte zorlandığımız zamanlar oldu. Ben ayrıca kişisel olarak da sürekli hayatta kalma mücadelesi veren bir DIY mekanın/sosyal merkezin kolektifinde yer alıyorum. Dolayısıyla bu tür alanları ve projeleri devam ettirmenin ne kadar zor olabileceğini ben de, biz de çok iyi biliyoruz.
Ayrıca kendi projeleri için düzenli olarak fon toplayan ve bunları ayakta tutmak için yaratıcı yollar bulan çok sayıda arkadaşımız var. DIY Conspiracy, küresel DIY punk sahnesine yakın ve bu konuda bir miktar bilgi birikimine sahip olduğu için, DIY Solidarity fonunu kuran arkadaşımız bu kaynakları yeniden dağıtmak adına bizim platformumuzu bir araç olarak seçti.
Bunun kısmen bir ölçek meselesi olduğunu düşünüyorum. Daha büyük projeler ve kampanyalar (STK'lar dahil) için on binlerce, hatta yüz binlerce para toplayan daha büyük gruplar ve girişimler var; bunda da yanlış bir şey yok. Ancak bizim, genellikle devam etmek veya bir şeyleri hayata geçirmek için sadece birkaç bine ihtiyacı olan daha küçük DIY projelerine dağıtacak daha mütevazı bir fonumuz var. Ayrıca odağımızın özellikle sadece topluluk desteğine ve karşılıklı dayanışmaya sırtını dayayan, yeterince temsil edilmeyen bölgelerdeki DIY projeleri olduğu konusunda da çok netiz. Şirket yok, STK yok, devlet fonu yok.
Belki bunlardan bahsetmek ayrıcalıklı bir konumdan konuşuyormuşuz gibi tınlayabilir ama kültürel belgeleme ile sadece internetteki bir eğlence unsuru olmak arasında da belirsiz bir çizgi olabileceğini düşünüyorum. Belgelemeye çalıştığımız sahneyi maddi olarak da destekleyebilmek, elimizdeki mevcut bütçe tükendikten sonra bile uğruna çabalamaya değer bir şey gibi hissettiriyor.

DIY kültürü yıllar içinde, özellikle de sosyal medya, streaming platformları ve algoritma odaklı görünürlükle birlikte çok değişti. Sizin perspektifinizden bakıldığında, bu değişimde ne kazanıldı ve ne kaybedildi?
Mittens XVX: Bu gerçekten çok zor bir soru. Basılı fanzinler ile dijital fanzinlerin sürekli tartışıldığı ve webzine’lerin basılı yayımcılığı öldürüp öldürmediğinin konuşulduğu zamanları hatırlıyorum. Şimdiyse neredeyse her tarayıcıya ve arama motoruna yapay zeka tabanlı üretken modeller entegre edilirken, biz TikTok ve Reddit gibi mecralarda Agathocles gibi gruplar hakkında dönen tartışmalara ve topluluklara şahit oluyoruz.
Ben de hâlâ sosyal medyanın tamamen dışında sayılmam. Sosyal medyayı, akış platformlarını ve yapay zekayı saatlerce eleştirebilirim ama yine de bugün olup biten her şeyi ya da bu gelişmelerin dünya için ne kadar yıkıcı olabileceğini tam anlamıyla kavrayabildiğimi de sanmıyorum. Bence Cory Doctorow’un The Reverse Centaur’s Guide to Life After AI (daha iyi bir yapay zeka eleştirmeni olmak üzerine çıkacak kitabı) gerçekten çok iyi bir başlangıç noktası; genel olarak onun kitaplarını okumanızı öneririm. Ayrıca yakında çıkacak olan The Post-American Internet adında yeni bir kitabı daha var.
Aynı zamanda, her şeyin tamamen umutsuz olduğu gibi bir izlenim yaratmak da istemiyorum. Hâlâ heyecan verici bulduğum pek çok şey ve genel anlamda son birkaç yıl var. Ancak günümüzde her şeyin estetiğe, nostaljiye ve duyar kasmaya (virtue-signalling) indirgendiğini hissettiren o kadar çok şey var ki, bir şeyin gerçekten alternatif olup olmadığını anlamak zor olabiliyor. Bu yüzden bence asıl üzerine gidilmeye değer olan şey; ister gerçek dünyada çevrimdışı, ister farklı araçlar ve teknolojiler aracılığıyla çevrimiçi olsun, küçük ölçekli ve kendi kendine yetebilen alternatifler. Benim için DIY etiğinin özü tam olarak budur: Küçük şeyler daha iyi çalışır. Tekellere ve zincirlere karşıysanız, işlerin daha küçük, topluluk düzeyinde yürümesini istersiniz.
Yani evet, bence eskiden kullanıcıları için iyi olan bazı büyük hizmetlerin ve ürünlerin enshittification sürecine girmesiyle (ve bununla birlikte gelen tüm o casusluk ve gözetleme faaliyetleriyle) hepimiz çok büyük kayıplar yaşadık. Ne kazanıldığı sorusunu yanıtlamak ise daha zor; çünkü en iyi yeni şeylerin çoğu daha gözlerden uzak ve daha küçük topluluklara hizmet ediyor. Ama nihayetinde merkeziyetsizliğin ve DIY ruhunun özü de tam olarak budur: Herkes için tek bir devasa platform değil; gerçek ihtiyaçlar, ortak değerler ve doğrudan katılım etrafında inşa edilmiş pek çok küçük araç ve alan.

Son olarak, bizimle konuşmaya zaman ayırdığınız ve yıllardır ortaya koyduğunuz tüm bu emekler için çok teşekkür ederiz. Bitirmeden önce, eklemek istediğiniz; DIY Conspiracy, DIY Solidarity ya da genel olarak DIY punk/hardcore dünyasına dair okuyucularla paylaşmanın önemli olduğunu düşündüğünüz son bir şey var mı?
Mittens XVX: Ben DIY Conspiracy’nin uluslararası boyutunu vurgulamak istiyorum. Farklı geçmişlerden, bölgelerden ve sahnelerden daha fazla insanın sürece dahil olmasını ve site için yazmasını çok isterim. DIY Conspiracy’nin tek kişilik bir operasyon gibi görülmesini istemiyorum. İdeal olan, kendi bakış açılarını, yerel birikimlerini ve deneyimlerini getiren diğer insanlarla birlikte, benim de siteye katkı sağlayan pek çok kişiden sadece biri olmam.
Ayrıca DIY Solidarity hakkında tüm bu soruları sorduğunuz için teşekkür ederim. Aslına bakarsanız bu projeye gerçekten ilgi gösteren ilk mecra siz oldunuz. Bu tür sohbetlerin sadece bizim kendi projemiz özelinde değil; DIY punk ve hardcore sahnelerinin destek, belgeleme ve dayanışma ağlarını nasıl inşa etmeye devam edebileceği gibi daha geniş bir soruya parmak bastığı için de önemli olduğunu düşünüyorum.